Japon bahçesinde dinlenerek calışmak ...

SEM

 

Capital Dergisi Sayın Hande Yavuz ‘un, Yavuz Eroğlu ile İstanbul’la ilgili söyleşisinden alıntı ;

 

*Bu mekânı/yeri/dükkanı vs. nasıl keşfettiniz? (tesadüfen mi, tavsiye olarak mı, bir yerde mi okudunuz vs. )

İstanbul, sürekli yeni yerler keşfedebileceğiniz sürprizlerle dolu bir şehir… Son zamanlarda gitmekten çok keyif aldığım ve “iyi ki var” dediğim yer Balta Limanı’ndaki 

Japon Bahçesi. Japon Bahçesine, Japon Hava Yolları (JAL) ile bir iş potansiyeli çalıştığımız sıralarda buraya gelen Japon misafirimiz verdi adresi.

İstanbul’da gezdirmek maksadıyla program yaparken internetten bulduğunu söyledi.

 

*Genellikle tek başınıza mı gidiyorsunuz yoksa arkadaşlarınızla/ailenizle mi gitmeyi tercih ediyorsunuz?

Genellikle tek başıma gidiyorum. Özellikle iş yemekleri içim tercih ettiğimiz bir bölegede olması sebebiyle , yemek öncesi bir miktar erken gelip , kitap okumak  veya

Parkın emektar bekçisi Doğan’ın ikram ettiği  çayı yudumlamak çok keyifli.


 

*Buraya ilk geldiğinizde ne hissettiniz? İlk deneyiminiz ne oldu? bu mekan sizde ne duygular uyandırıyor?

Farklı ülkeleri, kültürleri tanımaya meraklıyım. Türk ve Japon halklarının birbirlerini, ortak kültürel özelliklerini tanımaları amacıyla

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve kardeş şehir Shimonoseki Belediyesi’nin işbirliği ile yapılan Japon Bahçesi, hem bu yanıyla

hem de doğal güzellikleri ile beni etkiledi.

Hem kendi şirketim hem de Sivil Toplum Örgütleri’ndeki görevlerim nedeniyle çok yoğun bir tempoyla çalışıyorum. İstanbul, tüm

güzellikleri ile beraber yaşamın da çok kolay olmadığı bir şehir. Bazen yoğun iş temposunu ve şehrin kalabalığını ardınızda bırakıp

kendinizi dinleyebileceğiniz, doğayla baş başa olabileceğiniz yer arayışınız artıyor. Japon Bahçesi’ni ilk ziyaretimde, doğasından çok etkilendim.

Japon Kültürünü ve bahçe sanatını yansıtan tasarımı oldukça etkileyici… Burada hem kafamı biraz olsun boşaltabiliyor hem de yeni fikirler

geliştirmek ve yoğun tempoma dönmeden önce ihtiyacım olan enerjiyi bulabiliyorum.

 Mayıs ayında Sakura (Japon Kiraz Ağaçları) açtığı dönem en güzel zamanı bu parkın. Sakura bizdeki Kiraz ağacı gibi meyvesi tatlı bir ağaç değil.

Özellikle uçuk Pembe renkli çiçekleri için yetiştirilen bir ağaç. Kiraz ağaçlarının, uçuk pembe çiçeklerinin ortaya çıkması kışın bitişi ve baharın gelişini

işaret ediyor.

Çiçeklerin dal üstünde kaldığı sürenin on gün veya en fazla iki hafta olması bu dönemi daha da değerli hale getiriyor .Çiçeği çok kısa bir süre açtığı için

Japon kültüründe dünya hayatının geçiciliğini temsil ediyor. Gerçekten bu parkta zamanın önemini ve değerini çok iyi anlıyorsunuz. Bir açımlık ömrümüzü

iyi değerlendirmek lazım.

 

*Bu yerle ilgili önerileriniz ya da fikirleriniz nedir?

Japon Bahçesi, kendinizi bir sanat galerisinde, doğanın tam da içinde ve onun bir parçası hissettiğiniz özel bir. İstanbul’da çok da bilinmeyen, farklı yerleri

keşfetmek isteyen herkese öneriyorum. Eminim, Türk halkı ve kültürü ile ortak tarihi ve kültürel bağları da olan Japon kültürünü biraz daha yakından tanımak

onlara da benim kadar keyif verecek. Doğu kültürlerinde var olan, insanın iç dünyasını zenginleştirmesi ve kendine dönmesini önemseyen felsefe bu mekânın her yanında

çok hissedilebiliyor. Özellikle Japon yetkililer senede iki defa normalde bahçe içinde kapalı olan Japon evinde Çay seremonisi düzenliyor. Eğer bu tarihte müsaitseniz,

bu seremoniye katılmanızı tavsiye ederim.


Biraz fazla zaman ayırın ayrıntılarda gezinin, sade güzelliğinin içindeki inceliği, zarafeti tadın, inanıyorum ki kendinizi huzurlu ve mutlu hissedeceksiniz.