|
KANSER RİSKİ VE PLASTİKLER
Plastik
Ambalaj üreticileri yönünden en önemli konulardan biri,
belki de en önemlisi, plastiklerin kanserojen olabileceği
ile ilgili ortaya atılan ve dönem dönem gündeme gelen
iddialardır. Plastik Ambalaj üreticileri, plastiğin diğer
alternatif malzemelere göre çok yeni bir malzeme
olmasından da kaynaklanan, genç ve dinamik bir sektörün
mensuplarıdır.
Gerek
üniversite döneminde, üniversitemiz Çevre Klubü'nde
başkanlık yapmış olmam ve gerekse de yüksek lisansımı
biyomedikal mühendisliğinde yapmış olmam sebebi ile konu
sadece bir sektör mensubu olmamın ötesinde kişisel ilgi
alanıma da girmektedir.
Böyle
genç, dinamik ve duyarlı bir sektörün mensupları olarak,
insan sağlığıyla alakalı bu konuda, ağır bir sorumluluk
taşımaktayız.
Gelir
elde ettiğimiz ticari faaliyet alanımızın, sosyal ve
vicdani sorumluluklarımızla çelişmemesi; tam tersine
desteklemesi ve bizi bu yönde de tatmin etmesi hepimizin
temel isteğidir.
Kanser,
asrımızın hastalığıdır ve bizler Plastik Ambalaj sektörü
üyeleri olarak özellikle bu hastalığın tedavisi yönündeki
çabalara maddi -manevi destek olmalı ve bu yönde sadece
sektörümüze yapılan haksız saldırılara karşı savunmanın
ötesinde bize yakışan proaktif tutumu sergilemeliyiz.
Plastik, yüzyılımızın malzemesidir. Diğer alternatif
çelik, ahşap, cam vs. malzemelere göre çok genç olan
plastik ve plastik endüstrisi çok kısa zamanda bu
malzemelere dolayısıyla bu endüstrilere karşı gösterişli
bir zafer kazanmıştır. Bunun sebebi plastiğin çok kolay
işlenebilen, daha az malzeme tüketen ve çok daha ucuz
ürünler oluşturmasıdır.
Bugün
hayatımızdaki birçok ürünün ucuz olmasının sebebi plastik
endüstrisidir.
Örneğin
arabalarımız, plastikler sayesinde ucuzlamıştır. Düşünün
bundan 15–20 yıl önce arabalarda çoğu aksam(ön konsol,
direksiyon, hatta şimdilerde egzoz vb.) metal iken
günümüzde çoğu parça plastik olmuştur Camdan kullandığımız
şişeler, bardaklar, mutfak eşyaları ucuzlamış; daha geniş
halk kitlelerinin kullanımına ve bütçelerine uygun hale
gelmiştir. Tabii bu durum, rakip endüstriler olan Demir,
Ahşap ve Cam endüstrileri için çok kötü sonuçlar
doğurmuştur.
Tüm
Dünyada Plastik endüstrisi çoğunlukla küçük ve orta
ölçekli firmalardan oluşmaktadır. Hâlbuki rakip
endüstriler olan Demir/Çelik ve Cam Endüstrileri genelde
dev firmaların oyun alanıdır. Yani plastik inanılmazı
başarmış ve kendisinden kat be kat büyük endüstrilerin
pazar paylarını almıştır. Bunun karşılığında da bu dev
endüstrilerin, pazarlarını korumak adına büyük bütçelerle
yaptığı, karalama kampanyalarının hedefini oluşturmuştur.
Hafızalarınızda hemen canlanabilecek bir slogan olan“Cam
Sağlıktır “ bu anlamda verilebilecek güzel bir örnektir.
Özellikle meşrubat şişesi gibi büyük bir pazarı pet
şişelere kaptırdığını düşünen bir endüstriden gelen bu
slogan, açıkça “ Plastik Sağlıksızdır.” , mesajını vermek
için yapılmıştır. Hal böyle olunca plastikler hakkında
birçok yalan yanlış bilgi, medya gücü ve tekrarın
inandırıcılığıyla da birleşince, tüketicilerin kafasını
karıştırmaya yetmiştir.
Bu
konuyla ilgili birçok örnek vermek mümkün olmakla
birlikte, en çarpıcı olanı, çok yakın bir tarihte STAR
televizyonunda seyrettiğim bir haberdi. Akademisyen bir
araştırmacının bilimsel gerçekler bir yana, en ufak bir
araştırmadan yoksun açıklamalarını hatırlıyorum.
Araştırmacımız yaptığı açıklama PVC bardakların sağlığa
zararlı olduğunu (hatta kanserojen olduğunu) ve sıcak
içecek konulduğunda bu riskin daha da arttığını söylemiş.
Üstüne üstlük Köpük bardakların nispeten izolasyonlu
olduğunu; bu sebeple daha sağlıklı ve tercih edilebilir
olduğunu söylemişti. Haberin sonuna doğru televizyon
kanalı bu açıklamalara da kendi yorumunu eklemiş ve kâğıt
bardakların daha sağlıklı olduğunun mesajını vermişti
bize... İnanılır gibi değil!!
Birinci
yanlış Dünya’da hiç bir yerde PVC’den bardak üretilmiyor.
Çünkü bardaklar temel hammaddesi PS, PP ve PET dir.
Bir an
için PVC’den zaten bardak üretmiş olduğumuzu
düşündüğümüzde bardağın erime sonucuyla karşı karşıya
kalması beklenir, şöyle ki; PVC yüksek ısıya dayanamayan
bir maddedir ve içine sıcak bir şey koyduğunuzda bardak
erir.
Başka
bir yanlış da, Köpük bardağın izolasyon özelliğinin sağlık
yönüyle hiçbir ilişkisinin olmamasıyla alakalıdır. Sadece
içindekinin ısısını korur ve dışardan hissedilmesini
engeller.
Bir
başka yanlış da köpük bardağın, normal bardaktan daha
sağlıklı olduğunu belirten açıklamadır. Köpük bardak
normal bardakla genelde aynı malzemeden ve PS ‘den
üretilir, dolayısıyla sağlık yönünden bire bir aynıdır.
Kâğıt
bardakların, plastik bardaklardan farklı olduğuna dair
yapılan açıklama da yanlıştır. Kâğıt bardakların suyu
emip, yumuşamamasının sebebi içlerinin plastik kaplı
(lamine) olmasıdır. Bu yüzden kâğıt bardakta da, plastik
bardakta da sıvaya değen yüzey plastiktir.
Bu
yazımda, plastiğin hayatımıza kattığı kolaylıklardan
bahsetmek yerine, son zamanlarda yaygın bir şekilde konu
edilen ‘’ plastiklerin kanserojen etkisi olduğu’’
yönündeki haksız iddiaların gerçek olmadığının somut
örneklerle altını çizmeye çalışacağım.
Anormal
hücrelerin kontrolsüz çoğalması ve yayılması olarak
tanımlanan
Kanser günümüzün en önemli
sağlık sorunlarından birisidir. Sık görülmesi ve
öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk
sağlığı
sorunudur.
Ölüm nedeni olarak, kalp ve damar hastalıklarının hemen
ardından gelmektedir. Batı toplumlarında her yıl 250–350
kişiden biri kansere yakalanmaktadır. 60 yaşın üzerindeki
gurupta ise kanser sıklığı çok artmakta 300 kişide 4–5
civarına yükselmektedir. Ülkemizde kesin istatistikler
bulunmamakla birlikte rakamın bunun yarısı kadar olduğu
tahmin edilmektedir.
Plastiklerle kanser ilişkisi ilk olarak 1987 yılında
Amerika’da yapılan çalışmalar sırasında ortaya atılmıştır.
Bu çalışmalarda iki temel konu üzerinde durulmuştur.
Birinci konu :’’plastik malzemelerin üretimi sırasında
ortaya çıkan bazı kimyasal maddeler kanserojendir’’.
İkincisi ise’’ belli tip plastiklerden sızan kimyasallar,
vücuttaki hormonların işlevlerini bozmakta ve dolaylı
olarak kansere yol açmaktadır.’’
Birinci
iddiaya örnek; PVC üretimde ortaya çıkan Vinil Klorid ve
Dioksin maddelerinin kanserojen olduğudur.
İkinci
iddia ise Endokrin Bozucuları örnek verebiliriz. Endokrin
Bozucuları, vücuttaki hormonların görevlerini taklit
ederler. Uzun süreyle bu etkiye maruz kalmak kanser
riskini arttırır. Örneğin PVC’den sızan Fitalatlar ve
Polikarbonattan sızan Bisfenol A .
Bu
çalışmalardan ortaya çıkan sonuçların hiçbiri bilim
otoritelerinin tam desteğini almış değildir. Ancak bu
ihtimalleri bile veri kabul ettiğimizde, plastik konusunda
ortaya atılan iddiaların ne kadar haksız olduğunu görürüz.
Çünkü plastik ambalaj sanayinde kullanılan, malzemeler
yukarda bahsettiğimiz malzemeler değildir. Birçok değişik
türde plastik bugün gıda ambalajında da uzay sanayinde de
kullanılıyor. Bu, adeta ‘’siyanür zehirdir diye tüm
kimyasal maddeler zararlıdır ‘’demek gibi bir şey. Çoğu
kimyasal maddeler bugün ilaç sanayinde kullanılmakta ve
insanlara şifa kazandırmaktadır. Ancak bu verilerin
doğruluğunu bir an kabul ettiğimizi düşünsek bile, başka
bir bakış açısı getirmekte fayda var ki, o da plastik
maddelerin kullanımıyla oluşan riskin sigara kullanımı
nedeniyle oluşan riskin yüzde 1 i bile olmadığıdır.
İngiliz
Göğüs Kanseri Vakfı yaptığı araştırmalar sonucunda, PET,
PP, HDPE, LDPE, PS maddelerinin insanlar için kanserojen
olmadığı konusunda onay vermiştir. Ancak yine de PS’ de
kalıntı monomer (residual monomer) miktarları dikkatlice
kontrol edilmelidir.
Hammadde alımları yaparken özellikle aldığımız hammaddeyi
üreten tesisin lisansörünün kim olduğuna, teknolojinin
tarihine ve en önemlisi kalıntı monomer miktarının % kaç
olduğuna dikkat etmekte fayda vardır.
Her
zaman en iyi yöntem, son kullanıcıya ulaştırılacak
ürünlerin zaten yasal zorunluluk olan ( Tarım Köyişleri
Bakanlığı Gıda ile Temas Eden Ambalajlar yönetmeliği)
kontrolleri yanında, yetkili laboratuarlara gönderilerek
Türk Gıda Kodeksi’ne uygunluğunun, kalıntı monomer
miktarının, migrasyon oranlarının belirlenmesidir.
Tüm
bunlardan çıkaracağımız sonuç ise şudur: Plastik hakkında
ortaya atılan kanser yapar iddiaları her ne kadar
bilimsellikten yoksun ve haksız rekabet temelli olsa da,
biz plastikçiler bu konuda üzerimize düşeni yapmalı ve
sektörümüzü gür sesle savunmalıyız. Bu konuda
birliklerimize sahip çıkarak ( ASD, PAGEV / PAGDER ) ,
onlar vasıtasıyla güçlü bir savunma yapmalı ve kamuoyunu
aydınlatmalıyız.
Ayrıca,
bu konudaki duyarlılığımızın göstergesi olarak, önyargı ve
yanlış yönlendirmeler yerine bilimin gerçeklerini ortaya
çıkartmak; en önemlisi de, sebep ne olursa olsun bu
konudan muzdarip insanlara yardımcı olmak için
derneklerimiz vasıtasıyla kanser araştırmalarına destek
vermeliyiz.
Sorumluluk bilinci içinde, gıdayla temas eden ambalaj
üretiminde çalışan firmalarımızı, birliğimiz olarak da,
sorumlulukları konusunda uyaracak, gerekli eğitimleri
verecek ve yanlış davranışlar içinde olanları
ayıklayacağız. Firmalarımızda kullandığımız
hammaddelerimizin gıdaya uygunluklarını sertifikalar ve
testlerle sağlamakla kalmayacak her zaman olduğu gibi bu
konuda uygun olmayan hammaddelerin yurda girişini
engellemek için devletin yetkili organlarını da
yönlendireceğiz.
Özellikle Uzakdoğu’dan ithal edilmiş, gerek kalıntı
monomer, gerekse yanlış hammadde seçilen ürünlerin yurda
girişini engellemek ve etkin kontrolünü sağlamak için de
gerekli düzenlemelerin yapılması ve olanların etkin
uygulaması için derneklerimizle çalışmalıyız.
Çünkü
tüketicileri bu konuda bilinçlendirmek ve sağlıklarını
koruyacak tedbirleri almak, herkesten önce bu sektörde
çalışanların sorumluluğudur. |